
Hanna (2011): Pamuk Prenses Masalı Değil, CIA Ajanı Prensesin İntikamı!
Selamlar aksiyon tutkunları, “Benim babam bana sadece bisiklete binmeyi öğretti, milletin babası suikastçılık öğretiyor” diye hayıflananlar ve sinemada stilize şiddeti sevenler! Bugün sizlerle 2011 yılına ışınlanıyor ve sıradan ergenlik triplerini (sivilceler, platonik aşklar) bir kenara bırakıp; geyik avlayan, ansiklopedi ezberleyen ve silahsızken bile ölümcül olan bir genç kızın hikayesine konuk oluyoruz. FullHDfilmizlesene.com.tr farkıyla, yönetmen Joe Wright’ın görsel bir şölene dönüştürdüğü, Saoirse Ronan’ın ise kariyerinin en ikonik performanslarından birini sergilediği Hanna filmini masaya yatırıyoruz.
Bu film, alıştığımız “Ajan kaçar, kötü adam kovalar” filmlerinden değil. Bu, Grimm Kardeşler masallarının, elektronik müzik grubu The Chemical Brothers’ın ritimleriyle harmanlandığı, hem estetik hem de vahşi bir büyüme hikayesi. Finlandiya’nın buz tutmuş ormanlarından Fas’ın çöllerine, oradan Berlin’in terk edilmiş lunaparklarına uzanan bu nefes kesici kovalamacada; bir kızın sadece hayatta kalma mücadelesini değil, aynı zamanda “Ben kimim?” sorusuna cevap arayışını izleyeceğiz. Mısırınızı alın, müziğin sesini açın ve kemerlerinizi bağlayın; çünkü Hanna’nın dünyasında hata yapmaya yer yok!
Hanna (2011) Künye Bilgileri
- Kategori: Aksiyon, Gerilim, Dram, Macera
- Yayın Tarihi: 10 Haziran 2011 (Türkiye)
- Oyuncular: Saoirse Ronan, Eric Bana, Cate Blanchett, Tom Hollander, Olivia Williams
- Dil: İngilizce, Almanca, Fransızca
- Film Süresi: 1 saat 51 dakika
- Yönetmen: Joe Wright
- Senarist: David Farr, Seth Lochhead
- Orijinal İsmi: Hanna
Filmin Konusu: Babam Beni Böyle Yetiştirdi (Biraz Fazla Abartmış Olabilir)
Hikayemiz, medeniyetten tamamen izole, elektriğin ve internetin olmadığı Kuzey Finlandiya’nın karlı ormanlarında başlıyor. 16 yaşındaki Hanna (Saoirse Ronan), babası Erik Heller (Eric Bana) tarafından sıkı bir disiplinle yetiştirilmektedir. Ama bu eğitim, matematik veya coğrafya ile sınırlı değildir. Erik, kızına birden fazla dil konuşmayı, doğada hayatta kalmayı, yakın dövüş sanatlarını ve bir insanı en hızlı şekilde nasıl etkisiz hale getireceğini öğretmiştir. Hanna, hiç televizyon izlememiş, hiç müzik dinlememiş, hiç makyaj yapmamış bir “süper asker” taslağıdır.
Hanna, artık dünyaya açılmaya hazır olduğunu hissettiğinde, babasının sakladığı o meşhur kırmızı düğmeye basar ve sinyali gönderir. Bu sinyal, Erik’in eski bir CIA ajanı olduğunu ve peşlerinde “Kötü Cadı” misali bir kadın olan Marissa Wiegler‘in (Cate Blanchett) bulunduğunu ortaya çıkarır. Sinyalin gitmesiyle birlikte Hanna, kendini bir anda CIA’in gözetiminde bulur ama bu onun planının bir parçasıdır. Tesisten kaçışı (ki sinema tarihinin en iyi kaçış sahnelerinden biridir), onu Fas çöllerine savurur. Burada, tatil yapan normal bir İngiliz ailesiyle tanışan Hanna, bir yandan peşindeki suikastçılardan kaçarken, diğer yandan hayatında ilk kez “elektrikli su ısıtıcısı”, “ilk öpücük” ve “arkadaşlık” gibi kavramlarla tanışır. Berlin’de babasıyla buluşmak üzere yola çıkan Hanna, peşindeki Marissa Wiegler ile ölümcül bir kedi-fare oyununa girerken, kendi geçmişindeki karanlık sırlarla da yüzleşmek zorunda kalacaktır.
Karakter Analizleri: Masal Kahramanları Modern Dünyada
Joe Wright, filmi modern bir masal gibi kurgulamış. Karakterler de bu masalın arketiplerini temsil ediyor:
- Hanna (Saoirse Ronan): Masumiyet ve vahşetin mükemmel birleşimi. Hanna, ormanda bir avcı, şehirde ise sudan çıkmış bir balık. Saoirse Ronan, karakterin o robotik ama meraklı bakışlarını, duygusal boşluğunu ve fiziksel gücünü muazzam yansıtıyor. O, kuleye hapsedilmiş bir prenses değil, o kuleden inip ejderhayı boğazlayan bir savaşçı. İlk kez müzik dinlediği veya televizyon gördüğü sahnelerdeki tepkileri, filmin duygusal derinliğini oluşturuyor.
- Erik Heller (Eric Bana): Koruyucu baba figürü veya masaldaki “avcı”. Eric Bana, eski CIA ajanı rolünde hem şefkatli hem de sert. Kızını çok seviyor ama onu korumanın tek yolunun onu bir silaha dönüştürmek olduğuna inanıyor. Babalık yöntemleri pedagoglar tarafından linç edilebilir ama hayatta kalma konusunda bir numara.
- Marissa Wiegler (Cate Blanchett): Filmin “Kötü Kalpli Kraliçe”si veya “Cadı”sı. Cate Blanchett, turuncu saçları, takıntılı diş fırçalama huyu ve sahte gülümsemesiyle tüyler ürpertiyor. Hanna’yı bir tehdit değil, yok edilmesi gereken bir hata veya düzeltilmesi gereken bir proje olarak görüyor. Ayakkabılarına olan takıntısı bile onun karakterindeki saplantılı düzeni simgeliyor.
- Isaacs (Tom Hollander): Marissa’nın kiraladığı, eşofmanla gezen, ıslık çalan sadist tetikçi. Masaldaki kötü kurdun modern versiyonu.
Yönetmen Joe Wright ve The Chemical Brothers Etkisi
Daha önce Aşk ve Gurur, Kefaret gibi dönem filmleriyle tanıdığımız Joe Wright, bu filmde tarzını tamamen değiştiriyor. Aksiyon sahnelerinde kullandığı uzun planlar (tek çekimler) ve ritmik kurgu, filmi sıradan bir aksiyon filminden ayırıp bir sanat eserine dönüştürüyor. Özellikle Fas’taki kaçış sahnesi ve metro istasyonundaki kavga sahnesi ders niteliğinde.
Ancak filmin gizli başrolü kesinlikle müzikleri. Efsanevi elektronik müzik grubu The Chemical Brothers, filmin kalp atışlarını belirliyor. Müzik, aksiyonla o kadar senkronize ki, Hanna’nın attığı her yumruk bir bas vuruşuna denk geliyor sanki. “Container Park” parçası çalmaya başladığında yerinizde durmanız imkansız.
FullHDfilmizlesene.com.tr Eleştirisi: Jason Bourne’un Ergen Kızı Olsaydı…
Hanna, türler arası bir dans gibi. Bir an “Jason Bourne” izlediğinizi sanıyorsunuz, sonra bir an “Alice Harikalar Diyarında”ya geçiyorsunuz, sonra da bir gençlik dramasına (Coming of Age) dönüşüyor. Filmin en güçlü yanı, Hanna’nın dünyayı keşfetme süreci. Bir suikastçının ilk kez arkadaş edinmesi veya flört etmeye çalışması hem komik hem de yürek burkucu.
Film, genetik mühendisliği ve ebeveynlik üzerine de alt metinler içeriyor. “Çocuklarımızı kendi hırslarımız için mi yetiştiriyoruz yoksa onları özgür mü bırakmalıyız?” sorusu, silah sesleri arasında yankılanıyor. Görsellik, kostümler ve mekan tasarımları (özellikle finaldeki Grimm Masalları temalı terk edilmiş lunapark) filme gotik ve tekinsiz bir hava katıyor. Cate Blanchett’ın abartılı ama karizmatik kötülüğü ile Saoirse Ronan’ın soğukluğu harika bir zıtlık oluşturuyor.
Unutulmaz Replikler
Filmdeki o vurucu diyaloglardan bazıları:
“Kalbi ıskaladım.” – Hanna (Bir geyiği avladıktan sonra ve finalde…)
“Adapte ol ya da öl.” – Erik Heller
“Müzik… Seslerin birleşimi ama çok güzel.” – Hanna (Müziği ilk keşfettiğinde)
FullHDfilmizlesene.com.tr Puanı
Müzikleri, kurgusu, Saoirse Ronan’ın performansı ve o eşsiz atmosferi için:
Puan: 7.8 / 10
FullHDfilmizlesene.com.tr Yorumu
Değerli izleyiciler, eğer standart patlamalı çatlamalı Hollywood aksiyonlarından sıkıldıysanız, Hanna size ilaç gibi gelecek. Bu filmde stil var, ruh var ve muazzam bir tempo var. Hanna’nın o masmavi gözlerindeki boşluğu gördüğünüzde ürperecek, The Chemical Brothers’ın ritmiyle gaza geleceksiniz. Özellikle final sahnesi, sinema tarihinin en tatmin edici sonlarından biri. Mısırınızı hazırlayın ve bu modern masalın tadını çıkarın. İyi seyirler!
Hanna: Joe Wright’ın Yönetimiyle Modern Bir Grimm Masalı ve Genetik Kusursuzluk
Aksiyon sinemasının klişelerini yıkan, estetik ve müziğin şiddetle dans ettiği bir başyapıt: Hanna. Atonement (Kefaret) ve Pride & Prejudice (Aşk ve Gurur) gibi dönem filmleriyle tanınan usta yönetmen Joe Wright, bu kez izleyiciyi Finlandiya’nın buzlu ormanlarından Fas’ın çöllerine uzanan bir kovalamacaya davet ediyor. Senaryosunu David Farr ve Seth Lochhead‘in kaleme aldığı film, genetik olarak modifiye edilmiş genç bir suikastçının büyüme hikayesini anlatıyor. Başrollerde yeteneğiyle büyüleyen Saoirse Ronan, karizmatik Eric Bana ve o dönem henüz keşfedilmemiş bir yetenek olan Vicky Krieps‘in yer aldığı Hanna, bir casusluk filminden çok daha fazlası.
Joe Wright Vizyonu: Kimyasal Kardeşler ile Atan Sinematik Nabız
Yönetmen Joe Wright, Hanna’yı çekerken standart bir Hollywood aksiyonu yerine “görsel ve işitsel bir opera” yaratmayı hedeflemiştir. Filmin en belirgin özelliği, görüntülerin efsanevi elektronik müzik grubu The Chemical Brothers‘ın besteleriyle senkronize edilmesidir. Wright, aksiyon sahnelerini bir müzik klibi estetiğiyle değil, koreografik bir dans gibi işler. Dövüş sahnelerindeki ritim, karakterin kalp atışlarıyla birleşir. Bu tercih, filmi sadece izlenen değil, “duyulan ve hissedilen” bir deneyime dönüştürür.
Saoirse Ronan: Masumiyetin Ardındaki Ölümcül Güç
Henüz kariyerinin başlarında olmasına rağmen Oscar’a göz kırpan performanslar sergileyen Saoirse Ronan, baş karakter Hanna‘ya hayat veriyor. Ronan, medeniyetten uzakta, babası tarafından bir ölüm makinesi olarak yetiştirilen bu genç kızın, dış dünyayla (elektrik, müzik, insan ilişkileri) ilk kez karşılaştığında yaşadığı o “uzaylı” hissini mükemmel yansıtıyor. Saoirse Ronan, buz mavisi gözlerindeki soğukkanlılığı, çocuksu bir merakla harmanlayarak karakteri hem korkutucu hem de savunmasız kılmayı başarıyor. O, modern zamanların Kırmızı Başlıklı Kız’ı; ancak bu masalda kurdu avlayan kendisi.
Eric Bana: Baba, Eğitmen ve Koruyucu Erik Heller
Hanna’nın babası ve eski bir CIA ajanı olan Erik Heller rolünde izlediğimiz Eric Bana, filmin duygusal ve fiziksel omurgasını oluşturuyor. Bana, karakterinin üzerindeki pişmanlığı ve kızını hayatta tutma arzusunu abartısız, stoik bir oyunculukla sergiliyor. Eric Bana ve Saoirse Ronan arasındaki yakın dövüş eğitim sahneleri, baba-kız ilişkisinin şefkatten ziyade hayatta kalma içgüdüsüne dayandığını gösteren, sinema tarihinin en etkileyici sekanslarından bazılarını barındırıyor.
Vicky Krieps ve Normalliğin Keşfi: Hanna’nın Dünyaya Açılan Penceresi
Filmin en ilginç oyuncu tercihlerinden biri, günümüzde Phantom Thread ve Corsage gibi filmlerle dünya çapında ün kazanan Vicky Krieps‘in bu filmdeki varlığıdır. Krieps, Hanna’nın kaçış yolculuğunda karşılaştığı bohem ailenin kızı Johanna Zadek rolünü üstleniyor. Vicky Krieps’in karakteri, Hanna için çok kritik bir eşiği temsil ediyor: “Normal bir genç kız olmak.” Hanna’nın ilk arkadaşı olan ve ona popüler kültürü, flörtü ve eğlenmeyi gösteren Johanna; filmin kasvetli havasını dağıtan, insani ve sıcak bir dokunuş katıyor. Bu rol, Krieps’in o dönemdeki doğal yeteneğinin de bir kanıtı niteliğinde.
David Farr ve Seth Lochhead Senaryosu: Masal Alegorileri
Senaristler David Farr ve Seth Lochhead, hikayeyi kurgularken Grimm Kardeşler’in masallarına sayısız gönderme yapıyor. Filmde, kötü kalpli cadıyı temsil eden CIA ajanı Marissa Wiegler (Cate Blanchett), büyük kötü kurdun inine giden orman yolu ve “büyükanne evi” gibi metaforlar, casusluk türünün içine ustaca gizlenmiş. Bu senaryo yapısı, Hanna’yı sadece bir aksiyon filmi olmaktan çıkarıp, yetişkinliğe adım atmanın (Coming-of-age) ne kadar korkutucu ve tehlikeli olabileceğine dair bir alegoriye dönüştürüyor.
Neden İzlemelisiniz?
Eğer Léon: The Professional‘ın duygusallığını, Bourne serisinin temposuyla ve karanlık bir peri masalı atmosferiyle birleştirmek isterseniz, Joe Wright’ın Hanna‘sı tam size göre. Saoirse Ronan’ın insanüstü performansı ve The Chemical Brothers’ın unutulmaz müzikleri için bile tekrar tekrar izlenmeyi hak eden bir kült klasik.
